KADIN VE ESTETİK


Görünüşümüzle değerlendirildiğimiz bir dünyada, görünümümüzü değiştirebilir olmamız düşüncesi bile başlı başına özgürlük verici bir durumdur. Günümüzde hızlı iletişim; geniş toplum içi ve toplumlar arası bağlantılar sağlamış, kişinin çevresiyle sosyal bağlarını, toplum içindeki konumunu, ekonomik durumunu, kimliğini, kişiliğini ve hayat görüşünü şekillendirir olmuştur. Bu toplum içi iletişimlerde sayı ve sıklık artarken süreler gittikçe kısalmış, süreçler hızlanmıştır.

Değişen ilişki yapıları, kişinin görünüşüne, kendisine özenine, kıyafeti, kullandığı araç-gereç, konuşma şekli gibi temsil edilen sosyal basamağa büyük önem verilen, hızlı değerlendirme yapılan bir algı sistemi oluşturmuştur. Son 40 yıla baktığımızda markaların öneminin hızla arttığı; aksesuar, takı kullanımının önem kazandığı, fiziksel görünümlerinin insanlardaki en meşgul edici düşüncelerden biri halini aldığı, saç stillerinin, dövmelerin önem kazandığı, yani “farklı olma”, “farklı görünme” ya da “farklı algılanma” istek ve ihtiyaçlarının insanların mutluluklarına katkı sağladığı görüşü yaygınlaşmaya başlamıştır.

Bu yeni iletişim sistemi ve kişinin kendisini iyi hissetme halinin gereklerindeki değişimler, kabul görsünler ya da görmesinler, arz-talep dengelerinde de hızlı değişimlere yol açmıştır. Pek çok tekniğin gelişiminden 100 yıl sonra “plastik cerrahi”, günümüzde % 80 oranında icra ettiği “onarım cerrahisi”nden öte popülerliğini arttırmış “estetik cerrahi” olarak akıllara kazınmaya başlanmıştır. Evet! Estetik cerrahi günümüzde kişinin kendisini değiştirebilme, “farklı” yapma konusunda ulaşabileceği en üst düzeydeki enstrümanlardan biridir, hatta sanal alemi bir tarafa bırakırsak, ta kendisidir.

Estetik amaçlı girişim sayılarının artışı, plastik cerrah sayılarının artışı, “estetik olmuş” insan sayısının artışı, kozmetik sektörünün gelişme hızı gibi rakamsal istatistikler bir tarafa, tüm toplumlarda bu “keyfe keder”, “isteğe bağlı” girişimlerin kabul görme, ihtiyaç hissedilme, makul karşılanma algılarındaki değişim gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya koyar. Günümüzde sosyal veya ekonomik olarak plastik cerrahi hizmetine ulaşabilme durumu 40 yıl öncesine göre çok değişmiş, kolaylaşmış, kişinin kendisini sorguladığında “evet şu kısmımı değiştirmek isterdim” görüşü “tuhaf bulunmaz” bir anlayışa kavuşmuştur.

“Güzellik cerrahisi” kavramının başlangıcı Ortaçağ’dan Rönesans’a kendisini atmayı başaran Avrupa’ya kadar uzanır. “Estetik cerrahi”nin ise 1840’lardan sonra “onarım cerrahisi”nden farklı algılanmaya başladığı görülmektedir. Tıbbın tüm alanlarındaki gelişimler, özellikle enfeksiyon ve anestezi problemlerinin çözülmesiyle önce cerrahinin korkulan bir girişim olmasını ortadan kaldırmış, takiben günümüze kadar uzanan süreçte, “mutlu olmak”, “daha iyi hissetmek” adına ameliyat olabilme fikrini insanlara kabul ettirebilmiştir. Akıldan çıkarılmaması gereken önemli bir nokta “estetik cerrahinin hastası yoktur”, estetik ameliyat olan kişi bir hastalıktan dolayı değil, kendisi istediği için bunu tercih eden kişidir.

İnsan, toplum, dünya değişirken plastik cerrahide değişmeyen bir olgu olarak karşımıza “estetik kadına yakışır” anlayışı çıkmaktadır. Erkeklerde artan girişim sayıları ve makul kabul edilme anlayışlarına rağmen, doğası gereği “kadın”; “estetik” ve “güzellik” kavramlarıyla bütünleşmiştir. Kadınların güzellik ihtiyacı ve anlayışı, değişen güzellik tanımlarının hız ve şekillerinin çok ötesinde bir potansiyele sahiptir. Güzellik kavramına sahip olmayan kadın yoktur, bu durumda güzel olmayan kadın da yoktur aslında.

“Güzellik” kavramı kendi evrimi içinde ilginç bir durum yaratmış, inanılmaz boyutlara ulaşmış iletişim ağlarına ve uyaranlara rağmen “standart” ları bozup yeni binyılda, “kişiye özgü” bir hal almıştır. Her kadın kendi yapısı içinde kendisini değerlendirip “güzel” yanlarını ve “daha güzel” olabilecek yanlarını belirleyebilir, tarzını yaratabilir bakış açısına kavuşmuştur. Bu gücün temelinde yatan da kadınların doğasından gelen güzellik kavramının, her çağın değişim hızından daha güçlü dürtülerle değişebilme içgüdüsünde yer almasıdır.

Günümüzde estetik cerrahi, özellikle kadınların “kendisini daha iyi hissetme”, başta kendisine, ayna karşısında olmak üzere, toplum içinde daha “güzel görünme” dürtüsünün sürüklediği, standart estetik çerçeveleri bozan, “güzelliğin sahibi” kadınların yönlendirdiği ve teknikleri zorladığı her kişiye özel farklı işlemleri gerektiren bir zanaat olarak aynalarla akılların arasında bir yerlerde tutunup yer etmiştir.

Plastik cerrahlar ne derlerse desinler, ne düşünürlerse düşünsünler, “güzellik bakanın gözündedir”, “güzellik kadının bakışındadır”.


Kommentarer

Ilægning af...

Forfatter

Relaterede Artikler